İçeriğe geç
L'Atelier AI

Program

Fransız Öz-Öğrenme Metodu (Auto-Apprentissage) Nedir?

Dr. Gökhan Tahıl 7 dakika okuma

Bu yazıda
  1. Auto-apprentissage ne demek?
  2. Bu yaklaşım nereden geliyor?
  3. Neden şimdi daha önemli?
  4. Atölyede nasıl görünüyor?
  5. Yapay zeka araçlarıyla birlikte nasıl işler?
  6. Sık duyulan üç yanlış anlama
  7. Küçük gruplar neden şart?
  8. Veliler için: evde nasıl uygulanır?
  9. Kapanış

Bir çocuk kodunda bir hata bulduğunda iki şey olabilir. Birincisinde yanındaki yetişkin ekrana eğilir, hatayı gösterir, düzeltir. Çocuk teşekkür eder ve devam eder. İkincisinde yetişkin sorar: “Program nerede durdu? O satırdan önce ne olmasını bekliyordun?” Çocuk düşünür, bakar, bir şey fark eder ve hatayı kendisi bulur.

İlk senaryo daha hızlıdır ve çoğu zaman daha rahat hissettirir; hem yetişkin hem çocuk için. İkincisi ise biraz sabır ister, ama çok daha kalıcıdır. Çocuk, bir sonraki hatayla karşılaştığında ne yapacağını artık bilir. Auto-apprentissage, yani Fransızcada “öz-öğrenme” anlamına gelen yaklaşım, ikinci senaryonun üzerine kuruludur. L’Atelier AI’ın öğrenme yönteminin merkezinde de bu yaklaşım var.

Auto-apprentissage ne demek?

Kelime anlamıyla “kendi kendine öğrenme” demektir. Ama bu, öğrencinin yalnız bırakılması anlamına gelmez. Tam tersine, öğrencinin yanında onu çok iyi tanıyan, dikkatle izleyen bir mentor vardır. Farkı yaratan, mentorun rolüdür:

  • Mentor cevabı vermez, doğru soruyu sorar.
  • Mentor yolu göstermez, yolun nerede çatallandığını fark ettirir.
  • Mentor hatayı düzeltmez, hatayı bulmanın yöntemini öğretir.

Sonuçta çözüme ulaşan kişi öğrencinin kendisidir. Ve bir çözüme kendi ulaşan öğrenci, o çözümü sadece hatırlamaz; onu anlar.

Bu yaklaşım nereden geliyor?

L’Atelier AI’ın kurucusu Dr. Gökhan Tahıl, yapay zeka alanındaki yüksek lisans ve doktorasını Fransa’da Université d’Artois’da tamamladı ve Fransa’da beş buçuk yıl üniversitede ders verdi. Bu süreçte, öğrencinin kendi yolunu bulmasına alan açan, mentorun daha çok soru soran bir rehber olarak konumlandığı bir öğrenme kültürünü yakından deneyimledi.

L’Atelier AI’daki yaklaşım, bu deneyimin çocuklara ve gençlere uyarlanmış halidir. Burada amaç akademik bir modeli birebir taşımak değil; öğrencinin düşünme sürecini merkeze alan bir anlayışı atölye ortamına getirmektir.

Neden şimdi daha önemli?

Yapay zeka çağında cevaplar her zamankinden daha ucuz. Bir sohbet aracına sorulan bir soru, saniyeler içinde düzgün görünen bir cevap üretiyor. Bu durum eğitimde yeni bir soruyu gündeme getiriyor: Cevap bu kadar kolay bulunabiliyorsa, öğrencinin asıl öğrenmesi gereken nedir?

Bizim cevabımız şu: Soru sormayı, cevabı sorgulamayı ve bir problemi parçalarına ayırmayı. Yani tam olarak auto-apprentissage’ın geliştirdiği beceriler.

Cevabı hazır alan bir öğrenci, yapay zekanın da cevabını sorgulamadan kabul etmeye yatkındır. Cevaba kendi ulaşmayı öğrenmiş bir öğrenci ise yapay zekayı bir araç olarak kullanır: fikir alır, dener, test eder, gerekirse reddeder.

Atölyede nasıl görünüyor?

Somut bir örnek üzerinden düşünelim. Bir öğrenci basit bir oyun yapıyor ve karakteri ekranın dışına çıkıp kayboluyor.

Cevap veren yaklaşım: “Şu satıra bir sınır kontrolü ekle.”

Auto-apprentissage yaklaşımı:

  1. “Karakter tam olarak ne zaman kayboluyor?”
  2. “Ekranın kenarı programın gözünde nerede? Bunu nasıl öğrenebilirsin?”
  3. “Karakterin konumu o sınırı geçtiğinde ne olmasını istiyorsun?”
  4. “Bu fikri kodda nasıl ifade edebilirsin? Bir deneme yap, ne olduğunu birlikte görelim.”

Dikkat edin: Bu soruların hiçbiri cevabı ele vermiyor. Ama her biri öğrencinin dikkatini bir sonraki adıma yöneltiyor. Birinci soru problemi gözlemlemeyi, ikinci soru eksik bilgiyi fark etmeyi, üçüncü soru hedefi netleştirmeyi, dördüncü soru ise denemeyi teşvik ediyor. Öğrenci bu dört adımı tamamladığında yalnızca bir hatayı düzeltmiş olmuyor; bir hatanın nasıl düzeltileceğine dair bir yöntem kazanmış oluyor.

İkinci yol belki on dakika daha uzun sürer. Ama öğrenci bir dahaki sefere, benzer bir sorunla karşılaştığında, bu soruları kendi kendine sormaya başlar. İşte “öz-öğrenme” tam olarak budur: Mentorun sorularının zamanla öğrencinin kendi iç sesi haline gelmesi.

Yapay zeka araçlarıyla birlikte nasıl işler?

Atölyede öğrenciler yapay zeka araçlarını kullanır; ama bu araçlar mentor gözetiminde, atölyeye ait hesaplarla kullanılır. Çocuklar kendi adlarına yapay zeka hesabı açmaz.

Auto-apprentissage, yapay zeka kullanımına da yön verir:

  • Öğrenci yapay zekaya “kodu yaz” demek yerine “bu hata ne anlama geliyor?” diye sormayı öğrenir.
  • Yapay zekanın önerdiği bir çözümü uygulamadan önce “Bu neden işe yarar?” sorusunu cevaplamaya çalışır.
  • Yapay zeka yanıldığında bunu fark edebilecek kadar konuya hakim olmayı hedefler.

Yapay zekaya iyi soru sormanın inceliklerini merak ediyorsanız prompt mühendisliği nedir yazımıza göz atabilirsiniz.

Sık duyulan üç yanlış anlama

“Yani çocuk kendi başına mı öğreniyor?” Hayır. Öz-öğrenme, yalnız bırakmak değil, yakından eşlik etmektir. Mentor sürekli oradadır, öğrenciyi izler ve doğru anda doğru soruyu sorar. Hiçbir şey söylememek de, her şeyi söylemek de bu yaklaşımın dışındadır.

“Çocuk takılıp kalırsa ne olacak?” Takılmak öğrenmenin bir parçasıdır, ama sonsuza kadar takılı kalmak değildir. İyi bir mentor, öğrencinin verimli bir zorlanma içinde mi yoksa hiçbir yere varamayan bir hayal kırıklığı içinde mi olduğunu ayırt eder. İkinci durumda soruları daha somut hale getirir, gerekirse daha küçük bir adım önerir.

“Bu yöntem her çocuğa uyar mı?” Her çocuk farklıdır ve soruların dozu, hızı ve biçimi çocuğa göre ayarlanır. Bazı öğrenciler açık uçlu sorulardan hoşlanırken, bazıları başlangıçta daha yönlendirici sorulara ihtiyaç duyar. Yaklaşımın özü, yani öğrencinin çözüme kendisinin ulaşması, sabit kalır; yöntemi uygulama biçimi kişiye göre şekillenir.

Küçük gruplar neden şart?

Soru sorarak öğretmek, her öğrencinin nerede olduğunu bilmeyi gerektirir. Kalabalık bir sınıfta mentor herkese aynı anda aynı açıklamayı yapmak zorunda kalır. Bu yüzden L’Atelier AI’da gruplar en fazla 10 kişiden oluşur. Bu sayı, mentorun her öğrencinin projesini, takıldığı noktayı ve düşünme biçimini takip edebilmesine olanak tanır.

Veliler için: evde nasıl uygulanır?

Auto-apprentissage’ı evde de uygulayabilirsiniz. Birkaç öneri:

  1. Hemen cevap vermeyin. Çocuğunuz bir şey sorduğunda, “Sen ne düşünüyorsun?” diye başlayın.
  2. Hatayı bir ipucu olarak görün. “Yanlış” yerine “İlginç, neden böyle oldu sence?” demeyi deneyin.
  3. Süreci övün, sonucu değil. “Ne kadar akıllısın” yerine “Bunu çözmek için ne kadar farklı yol denedin” demek, çabayı pekiştirir.
  4. Sessizliğe tahammül edin. Bir çocuğun düşünmesi zaman alır. O birkaç saniyelik sessizlik, öğrenmenin gerçekleştiği andır.

Kapanış

Auto-apprentissage, yavaş gibi görünen ama derin iz bırakan bir yaklaşım. Yapay zekanın cevapları hızlandırdığı bir dünyada, düşünmeyi yavaşlatıp derinleştirmek bir çocuğa verilebilecek en değerli şeylerden biri. Bu yaklaşımın arkasındaki hikayeyi hakkımızda sayfamızda, program yapısını ise program sayfamızda bulabilirsiniz.

Yazar: Dr. Gökhan Tahıl

L'Atelier AI'ın kurucusu ve mentoru. Galatasaray Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği; Université d'Artois'da yapay zeka doktorası.

Profil
Paylaş:

À toi de jouer.

Önce tanışalım.

Ücretsiz bir deneme oturumunda çocuğunuz atölyeyi görür, siz de mentorle konuşursunuz.